• Zirve
YEREL Haber Girişi : 01 Temmuz 2017 18:56

Atatürk'ün Ata Yurdu Taşkale (Kızıllar) Köyü

Karaman merkeze bağlı, bir ara belediyelik olan köy.

Köy, İbrala Deresi’nin geçtiği dar bir vadinin içerisine kurulmuş olup, kuzeyi dik bir kaya kitlesi ile çevrilmiştir.

Geleneksel yerleşimin tamamı güneye dönüktür. Vadinin içerisindeki yerleşim, kendisini muhasara eden topoğrafya ile uyum içerisinde etkili bir perspektif vermektedir.

37° 8′ 28,431” kuzey, 33° 36′ 41,8212” doğu koordinatlarında arasında yer alan köy, Karaman’a 34,9 km uzaklıkta bulunmaktadır.

Köyün bulunduğu yerin rakımı (deniz seviyesinden yüksekliği) 1.475 m’dir.

Karaman’ın doğusunda yer alan köy, Kızıllarağını, Sudurağı, Yeşildere (İbrala), Güçler, Güldere (Gödet), Ayrancı; Pınarkaya (Divaz), Yarıkkuyu ve Dokuzyol (Orzala) köyleri ile komşudur. Güneydoğusunda Mersin iline sınırdır.

Köy, tek girişli bir yola sahiptir. Bu yol Ayrancı devlet karayolunun 30. km’sinden Sudurağı yol ayrımı karşısından ayrılır. Yeşildere (İbrala) Köyü’nden sonra köye ulaşılmaktadır. Köye en yakın köy, Kızıllarağını’dır (1,82 km).

Köyün yer aldığı Yeşildere Vadisi, Konya Koruma Bölge Kurulu’nun 27.01.1993 tarihli ve 1570 sayılı kararı ile II. Derece Tabiî Sit Alanı olarak tescil edilmiştir. Taşkale-Yeşildere yolu boyunca, İbrala Çayı’nın aktığı 27 km uzunluğunda “Taşkale Kanyonu” bulunmaktadır. Konya Koruma Bölge Kurulu’nun 31.07.2006 tarihli ve 1109 sayılı kararı ile vadide arıcılık yapılmasının; 15.05.2006 tarihli ve 924 sayılı karar ile de ağaçlandırmasının yapılmasının uygun olduğuna karar verilmiştir.

Güneyde İbrala Deresi, kuzeyde kayalarla sınırlanan köy yerleşimi ihtiva ettiği sit potansiyeli açısından Konya Koruma Bölge Kurulu’nun 22.06.1992 tarihli ve 1360 sayılı kararı ile “Taşkale Kentsel Sit Alanı” olarak tescil edilerek, koruma altına alınmıştır. Bu alan içerisinde mevcut yapı dokusuna aykırı düşecek özellikte yapılaşma yapılamayacak ve yeni yapılaşmalarda ise var olan yapı malzemesi ve yapı karakteri kullanılacak ve çevresindeki sit alanlarıyla bütünleşecek bir plân oluşturulana kadar kurulun denetiminde olacaktır.

Köyün yer aldığı yörenin tarihi çok eskilere dayanmaktadır. Hitit hâkimiyetinin devamını sağlayan krallıklardan birisi de Aşağı Ülke’deki Tarhuntašša Krallığı olmuştur. Hititler devrinde Anadolu’yu araştıran ve bunu kitabında yayınlayan Ahmet ÜNAL’a göre, Manazan mağaraları mutlak surette Tarhuntašša içerisinde düşünülen bölge içerisinde yer alıyordu.

Köy, Geç Roma ve erken Hristiyanlık dönemlerinde önemli bir merkez olmuştur. Hristiyanlık dininin yasak olduğu ilk dönemlerde gizlenmeye müsait bir arazi yapısı olması nedeniyle önemli ama saklı, dinî yerleşme merkezlerinden birisi olmuştur. Ana kayanın uygun olduğu köyde, mağaraların olması veya mağara kazmanın kolay olması nedeniyle, mesken amacıyla tabiî ortamdan daha fazla yararlanılmıştır.

Manazan Mağaraları Kompleksi (Tescil ve Karar No: 13.02.1986-1879); köye 10 km uzaklıkta Yeşildere Vadisi’nin kuzeyinde, kil oranı yüksek kireç taşı arazide, yüksek bir kaya kütlesine, tamamen insan eli ile oyulmuş beş katlı toplu meskenler hâlindedir.

Tabiî olaylar ve kayanın tabiî tüf yapısından dolayı sürekli kopan parçaları nedeniyle mağaraların ön cephesi tahrip olmuştur.

Orijinal kullanımı mağara yerleşimi olarak kullanılan kompleks, ilk iki kat doğu-batı yönünde hücre seklinde birçok odacıktan oluşmaktadır. Ortada bulunan yüksek kaya kütlesi içerisine oyulan diğer katlar yörede sırasıyla kum kale, at meydanı ve ölüler meydanı olarak adlandırılmaktadır.

Üst katlara çıkış 60-70 cm eninde, yaklaşık 1-1,5 m yüksekliğinde koridorlar ve 1×1 m ölçülerindeki bacalarla sağlanmaktadır. Her katın ortasında büyük galeriler ve bu galerilere açılan hücre odacıklar bulunmaktadır.

Mağaraların ön yüzü tabiî olaylar sonucu tahrip olduğundan günümüzde belirgin bir girişi yoktur. Vadiyi doğudan ve batıdan kontrol edebilecek stratejik konuma sahiptir. İlk iki katta birçok mezar odası ve iki şapel tespit edilmiştir. Bu kilise ve şapeller Hristiyanlık döneminde manastır olarak kullanılmıştır. Bunların içerisinde bazı geometrik şekillerin ve freskoların izleri görülmektedir. Şapellerin en büyüğü doğu bölümde yer almaktadır. Üstü beşik tonozlu olup yamaçta yer alan güney cephe tabiî olaylar sonucu yıkılmıştır.

Ayrıca en üst kat olan ve ölüler meydanı olarak adlandırılan galeride birçok ceset parçaları tespit edilmiştir. Buradan elde edilen tüm bir kadın cesedi Karaman Müzesi’nde sergilenmektedir. Kil oranı yüksek kireç taşı içerisinde ısı ve nemi sabit tutması nedeniyle organik maddelerin bozulmasını geciktirmektedir. Mağaralar güvenlik nedenlerinin yanında bu ısı ve nemi sabit tutma özellikleri nedeniyle oyulmuş ve kullanılmış olmalıdır.

Tahıl Ambarları (Tescil ve Karar No: 22.06.1992-1360); köyün kuzeyindeki yüksek kaya kitlesinde yer almaktadır. Tek ve iki odalı olmak üzere 251 adet ambar oyulmuştur. 165 m uzunluktaki ambarların derinlikleri yer yer 5-10 m’yi bulmaktadır. Ambarların ne zaman oyulduğu kesin olarak bilinmemekle birlikte antik dönemde de kullanıldığı düşünülmektedir. Killi kireç taşının nemi ve ısıyı sabit tutma özelliğinden dolayı ambarlardaki tahıllar, bozulmadan uzun süre muhafaza edilmektedir. Ambarlara kaya üzerindeki nişlere (tutamak) tutunarak ve satıhtaki oyuklara basılmak suretiyle çıkılmakta, mahsuller ise makara sistemiyle taşınmaktadır. 5-60 ton arasında mahsul saklama kapasitesine sahiptir.

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Genel Müdürlüğü’nce yapılan incelemede; bu ambarlarda saklanan buğdayların ortalama 50 yılda ancak %5 oranında unlanma görüldüğü belirtilmektedir.

Kalebaşı (1.694 m); denilen kale, köyün 15 km kadar güneyinde çok geniş bir sahaya yayılmış büyük bir antik yerleşim izlerini taşımaktadır. Duvar temelleri ve konumu burasının İlk Tunç Çağı, M.Ö. II. Binyıl, Roma ve Bizans dönemlerinde yerleşim görmüştür.

Miske Ören Yeri (Tescil ve Karar No: 13.06.2005-372); kale yerleşmesinin dik aşağı kuzeyinde bir burun üzerindeki düzlüktür. Çok sayıda yapı kalıntısı izleri mevcut olan ören yeri yoğun tahribat görmüştür. Buradaki seramik kalıntıları, Roma ve Bizans dönemi yerleşimi olduğunu göstermektedir.

Miske’nin Kitabalan Dağı yönünde batı tarafı nekropol sahasını teşkil etmektedir. Miske yerleşim yerinin doğusunda ve batısında su kaynakları bulunmaktadır. Gerek kalenin hâkim konumu gerekse Miske’nin büyüklüğü, Orta Anadolu ile güney bölgelerinin bağlantısında önemli bir geçiş noktası olması gerektiğini düşündürmektedir. Bu yerleşme yerinin doğu ve batı taraflarında hâlen kullanılan su kaynakları mevcuttur.

Zanzana Ören Yeri ve Anıt Mezarı (Tescil ve Karar No: 28.07.2011-4772); köyün 12 km güneyinde geniş bir alana yayılan kalıntılar sahası yer almaktadır. Burada bazı yapıların temel izleri yanında bir kiliseye ait yapının varlığı da tespit edilmiştir. Yaklaşık 500 m doğusunda bir anıt mezar yer almaktadır.

Ekizce Ören Yeri; köyün 17 km güneybatısında kireçtaşı kayalığından oluşan üzeri düzlük hâlindeki bir tepede kurulmuştur. Doğusunda bir kale harabesi bulunan ören yerinin doğu taraflarında hâlen kullanılan su kaynakları mevcuttur.

İncesu Mağarası (Tescil ve Karar No: 22.06.1992-1360); köyün 9 km güneyinde yer almakta olup, Türkiye’nin üçüncü büyük yer altı su mağarasıdır. İncesu Deresi’nin doğu yamaçlarında miyosen kireç taşlarında gelişen mağaranın uzunluğu 1.356 m’dir. Ortalama ısı 11-12 derecede nem oranı ise %75-85’dir. Maden Tetkik Arama Enstitüsü (MTA) tarafından yapılan araştırmalarda mağaranın nefes darlığı ve bronşit gibi hastalıklara iyi geldiği tespit edilmiştir. Mağara 1. derece doğal sit alanıdır.

Mağaranın içinde görsel açıdan zenginlik oluşturan çok sayıda sarkıt, dikit ve traverten havuzlar bulunmaktadır. Mağaraya 4-5 m yüksekliğindeki tepenin eteklerinde bulunan küçük ve dik bir delikten demir merdiven ile inilmektedir. Mağara enine 5 ila 10 m, yüksekliği ise 4-6 m şeklinde uzanmaktadır.

Mağaranın yakın çevresinde yer alan diğer kaya sığınaklarının bulunduğu bölümlerde Roma ve Bizans dönemine ait küçük bir yerleşmeye ait izlere rastlanmaktadır.

Asarini Mağarası (Tescil ve Karar No: 22.06.1992-1360); İncesu Mağarası’ndan 350 m güneyde, 750 m uzunluğunda iki koldan oluşmaktadır. Astım-bronşit olmak üzere solunum yolu hastalıklarında iyileştirici etkisi görülen mağaranın sağlık turizmine kazandırılması için çalışmalar sürdürülmektedir.

İncesu Vadisi’nin güney yamaçlarında bulunan Gözlek Kalesi, gözetleme bakımından önemli bir noktada yer almaktadır.

Fosil Yatakları (Tescil ve Karar No: 27.01.1993-1570); köyün çevresinde yer alan İncesu Mağarası çevresi ve Manazan çevresi genç kalker oluşumlu karstik arazilerdir. Eski bir iç denizin bazı bölümlerini oluşturan bu çevre özellikle deniz canlıları fosilleri bakımından çok zengindir. Yüzeyde birçok deniz canlısı, midye, kaplumbağa, denizyıldızı fosilleri yoğun olarak görülmektedir.

Karaman Müzesi’nde Yarımsal Mevkii’nden 1998 yılında müsadere usulüyle gelmiş iki eser yer almaktadır. Pişmiş topraktan yapılmış bir testi (Envanter No: A.4051) muhtemelen Roma dönemine aittir. Eserin ağız çapı 0.06,5, kaide çapı 0.06 ve boyu 1.18 m’dir. Teati devetüyü renginde olup, gövde üst yarısı kırmızı perdahlıdır. Hamuru küçük taşçık ve bitkisel katkılıdır. Yuvarlak ağızlı, dışa açık dudaklı, kısa dar boyunlu, şişkin karınlı, hafif çıkkın kaidelidir. Yuvarlak dipli ve sağlam durumda olan eser, boyundan omuza birleşen tek kulplu olup boynu ve gövde alt yarısı yatay oluk bezemelidir.

İkinci eser ise pişmiş topraktan yapılmış kandildir (Envanter No: A.4051). Muhtemelen Roma dönemine aittir. 0.09×0.06 m, yüksekliği 0.03 m’dir. Eser kiremit rengi hamurlu, yuvarlak hazneli, diskusu ortada yuvarlak bir delik ve altı yapraklı yonca şeklindedir.

Karaman ve köyleri ile ilgili olarak araştırmalar yapan ve bunu kitabında yayınlayan Durmuş Ali GÜLCAN (R. 1319/ M. 1904-1996), köyün “Kızıllar” olan adının kominizmi çağrıştırdığı kuruntusuyla 1952 yılında “Taşkale” olarak değiştirilmesini “işgüzarlık” olarak tarif etmektedir. GÜLCAN, târihî andaç olan bu adın değiştirilmesi düşüncesini tasvip etmemiştir.

“Kızıl” (Eski Türkçe’de kızıl < kız-mak) ise isim olarak; parlak kırmızı rengi, mecazi olarak; aşırı derecede olanı ifade etmektedir.

1041 yılı civarında Hazar Denizi’nin güneyinde ve güneybatı bölgesinde Tahran, Kazvin, Reşt, Zencan ve Tebriz bölgelerinde oturan, “Kızılören/ Kızılözen Irmağı bölgesinde yaşayan ve İldeniz hükümdarlarından Arslan Şah’ın oğlu, Kızıl Bey’in oymakları oldukları için bu Türkmenlere “Kızıl Oğuz Türkleri” adı verilmiştir.

Oğuz Yabgu Devleti içinde Selçuklu Devleti’ne adını veren Selçuk Bey’in oğlu Arslan Yabgu ile birlikte hareket eden Kızıl Bey, daha sonra Gazneli Mesud’un emrine girmiştir. Bir süre Alaüd’-devle’nin hizmetine giren Kızıl Bey, daha sonra Irak Oğuzları’na katılmıştır.

Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey’in kız kardeşi ile evli olan Kızıl Bey, Selçuklu Devleti’nin kuruluşuna destek vermiştir.  Kızıl Bey’in vefatından sonra Kızıl Oğuz Türkmenleri başlarında Mansur, Gök-Taş ve Buka beyler olduğu halde Anadolu’ya yapılan akınlarda aktif rol almışlardır. H. 463/ M. 1071 Malazgirt Zaferi’nden sonra Kelkit Vadisi’ni ele geçiren Kızıl Oğuz Türkmenleri, Selçuklu Devleti’nin iskân politikaları çerçevesinde Tokat, Amasya, Konya, Karaman, Ankara, Aydın, Isparta, Balıkesir, Bolu, Kastamonu ve Sinop illerine yerleştirilmişlerdir.

Anadolu’nun Türkleşmesinde önemli rol oynayan Kızıl Oğuz Yörükleri, başlangıçtan itibaren Karaman ve çevresine yerleşmişlerdir. Bizzat Karaman kazası ve bağlı nâhiyelerine yerleşen Kızıl Oğuz Yörükleri; Türk iskân politikasının da tabiî bir sonucu ve tarihi, sosyal ve kültürel gelenekler icabı yerleştikleri yerlere kendi isimlerini vermişlerdir.

XVI. yüzyıl tahrirlerinde Larende (Karaman) Kazası’nda “kızıl” ile başlayan 6 adet köye rastlanmaktadır (Kızılağaç, Kızılcaağaç, Kızılcakışla, Kızılcaköy (Varsaklı), Kızılcakuyu, Kızılcakuyulu).

XIX. yüzyılın üçüncü çeyreğinden itibaren köyler arasında “kızıl” ile başlayan 7 adet köy (Kızılalan, Kızılkuyu, Kızıllar, Kızıllarağını, Kızılyaka, Aşağı Kızılca, Yukarı Kızılca) bulunmaktadır.

H. 906/ M. 1500 yılına ait mufassal tahrir defterlerinde “Kızıllar” adına rastlanmamaktadır. Kızıllar’a en yakın Manizan/ Manazan’da yerleşim gözükmektedir (H. 906/ M. 1500 yılı Mufassal Tahrir Defteri, s. 923; H. 948/ M. 1541 yılı Mufassal Tahrir Defteri, s. 921 ve H. 992/ M. 1584 Mufassal Tahrir Defteri, s. 191 a).

Âbideleri ve kitâbeleri ile Karaman tarihini araştıran ve bunu kitabında yayınlayan İbrahim Hakkı KONYALI (d. R. 1311/ M. 1896- ö. 1984), H. 1073/ M. 1652 tarihli Nasuh Bey’e ait bir ilamdan hareketle Manizan karyesinin (köy) varlığından bahsetmiş, burasının daha sonra dağılıp, İbrala’ya (Yeşildere) göç ettiklerini kaydetmiştir.

Kızıllar, 387 Numaralı Muhâsebe-i Vilâyet-i Karaman ve Rûm Defteri’nde (H. 937/ M. 1530) Larende (Karaman) Livası’na bağlı “Kızıllar Yurdu” şeklinde geçmektedir. Bu da Kızıl Oğuz Yörüklerinin köye yerleştiğinin delilidir.

XVI. yüzyılda Larende (Karaman) Kazası’ndaki yerleşim ve nüfusunu araştıran ve bunu kitabında yayınlayan Osman GÜMÜŞÇÜ, hazırladığı H. 992/ M. 1584 yılı “Larende Kazası’ndaki İdarî Bölünüş Haritası”nda ise Kızıllar’ın yerine “Kızılcalar” isimli bir karyeyi yerleştirmiştir.

Kızıllar, H. 29 Rebiyyülahir 1177/ M. 6 Kasım 1763 tarihli ve 288 numaralı Karaman Kadı Sicili’nin 89/2. sayfasında Karaman Kazâsı’na bağlı 29 köyden birisi olarak geçmektedir.

H. 1256/ M. 1844 yılı temettü’ât defterinde Kızıllar; câmii ve mescit etrafında olmak üzere 4 mahalleye ayrılmıştır.

a) Ali Ağa Mescidi Mahallesi; “Sipâhi tîmârı olup, Öksüz ve Orta ve Yayla sınurı nâmıyle Başkalemi Mu’teşiri Sipâhi Konyalı Seyyid Ağa’nın oğlu nâm kimesne ta’şir ide geldiği” şeklinde izah edilmiştir.

Hâne sayısı 37, 1 adet boz deve, 11 adet deve, 1 adet boz dişi deve, 3 adet dişi küçük deve, 1 adet boz erkek deve, 4 adet horum deve, 2 adet koca deve, 1 adet köşek tülü deve, 4 adet tülü daylak deve, 2 adet tülü deve, 47 adet öküz, 1 adet tana, 1 adet tosun, 1 adet inek düğesi, 15 adet inek, 3 adet tanalı inek, 478 adet ganem (koyun), 8 adet toklu, 3 adet inek düğesi, 17 adet inek, 1 adet düğeli inek, 5 adet tanalı inek, 164 adet keçi, 6 adet oğlak, 32 adet merkep, 1 adet sıpalı merkep, 6 hisse asiyâb (değirmen), 3,75 dönüm bağ, 20,50 dönüm alâ tarla, 267 dönüm ednâ tarla, 121,50 dönüm hâlî tarla, 166 dönüm mezrû tarla varlığı kayıtlıdır. Emlâk kıymeti 2.059 kuruş, hayvân kıymeti 27.843 kuruş, temettü’atı 8.440 kuruş, yekûnu 38.342 kuruş, hâne başı ortalama gelir 1.036 kuruş ve tekâlifi 2.630 kuruştur (Başbakanlık Osmanlı Arşivi, ML. VRD. TMT. d. no: 10442, s. 58-62).

b) Câmi-i Şerîf Mahallesi; “Emineddinoğlu Vakfı’ndan zira’at ve bazı sipâhi-i Konyevî arâzîsinden zira’at ider oldukları” şeklinde izah edilmiştir.

Hâne sayısı 27, 1 adet boz daylak deve, 1 adet daylak deve, 1,5 adet deve, 2 adet boz dişi deve, 1 adet daylaklı dişi deve, 2 adet dişi deve, 2 adet erkek deve, 1 adet hasta deve, 1 adet boz horum deve, 3 adet horum deve, 1 adet köşek deve, 4 adet tülü daylak deve, 1 adet esb, 375 adet ganem, 3 adet toklu, 7 adet inek, 1 adet  inek düğesi, 3 adet tanalı inek, 143 adet keçi, 1 adet oğlak, 2 adet kısrak-bargir, 20 adet merkeb, 2 adet sıpalı merkep, 30 adet öküz, 5 adet tosun, 1 adet zenbûr (arı) kovanı, 12 hisse asiyâb (değirmen), 0,25 dönüm bağçe, 4 dönüm bağ, 12,75 dönüm alâ tarla, 213 dönüm ednâ tarla, 97,25 dönüm hâlî tarla, 128,5 dönüm mezrû tarla varlığı kayıtlıdır. Emlâk kıymeti 2,106 kuruş, hayvân kıymeti 21.009 kuruş, temettü’atı 6.440 kuruş, yekûnu 29.555 kuruş, hâne başı ortalama gelir 10.95 kuruş ve tekâlifi 1.545 kuruştur (Başbakanlık Osmanlı Arşivi, ML. VRD. TMT. d. no: 10442, s. 64-67).

c) Taş Mescid Mahallesi; “Emineddin Vakfı’ndan ve Öksüz tîmârından zira’at ve bazı Sipâhi-i Konyalı arâzîsinde zira’at eyledikleri” şeklinde izah edilmiştir.

Hâne sayısı 19, 3 adet deve, 1 adet dişi deve, 2 dişi köşek deve, 2 adet dişi küçük deve, 1 adet koca deve, 1 adet köşek deve, 1 adet lök deve, 1 adet tülü daylak deve, 214 adet ganem (koyun), 6 adet inek, 1 adet kısır inek, 6 adet tanalı inek, 66 adet keçi, 1 adet kısrak-bargir, 16 adet merkeb, 1 adet sıpalı merkep, 23 adet öküz, 5 hisse asiyâb (değirmen), 2,875 dönüm bağ, 6 dönüm alâ tarla, 141 dönüm ednâ tarla, 60 dönüm hâlî tarla, 87 dönüm mezrû tarla varlığı kayıtlıdır. Emlâk kıymeti 1.197 kuruş, hayvân kıymeti 12.078 kuruş, temettü’atı 4.135 kuruş, yekûnu 17.410 kuruş, hâne başı ortalama gelir 916 kuruş ve tekâlifi 1.015 kuruştur (Başbakanlık Osmanlı Arşivi, ML. VRD. TMT. d. no: 10442, s. 69-71).

d) Kasım Mescidi Mahallesi; “Emineddin Vakfı’ndan zira’at ve bazı Başkalem Sipâhi-i Konyalı Seyyid Ağaoğlu’nun timârı toprağından zira’at eyledikleri” şeklinde izah edilmiştir.

Hâne sayısı 27, 2 adet bozdeve, 5 adet deve, 1 adet horum deve, 1 adet koca deve, 2 adet köşek deve, 1 adet tülü daylak deve, 181 adet ganem (koyun), 2 adet inek düğesi, 12 adet inek, 64 adet keçi, 20 adet oğlak, 1 adet taylı kısrak, 24 adet merkep, 26 adet öküz, 1 adet tosun, 1 dönüm bağ, 5 dönüm alâ tarla, 107 dönüm ednâ tarla, 15 dönüm evsât tarla, 73 dönüm hâlî tarla, 54 dönüm mezrû tarla varlığı kayıtlıdır. Emlâk kıymeti 801 kuruş, hayvân kıymeti 12.389 kuruş, temettü’atı 3.720 kuruş, yekûnu 16.910 kuruş, hâne başı ortalama gelir 626 kuruş ve tekâlifi 1.175 kuruştur (Başbakanlık Osmanlı Arşivi, ML. VRD. TMT. d. no: 10442, s. 73-77).

Sapancalı Muallim Hüsnü Bey (H. 1310/ M. 1893-1958), R. 1338/ M. 1922 yılında kaleme aldığı “Karaman Ahval-i İçtimâiyye Coğrafiyye ve Tarihiyyesi” isimli kitabında, R. 1336/ M. 1920’lerde “Kızıllar” adında bir medresenin varlığından bahsetmektedir. XVIII. yüzyıl kayıtlarında böyle bir medrese bulunmamaktadır.

Kızıllar, R. 1338/ M. 1922 yılında Dr. Nazmi SELCEN tarafından kaleme alınan “Türkiye’nin Sıhhi-i İçtimai Coğrafyası (Konya Vilâyeti)” adlı eserde; Konya Vilâyeti, Karaman Kâzası, İbrala Nâhiyesi’ne bağlı 14 köyden birisi (Madenşehri, Beydili, Sediroba, Üçbaş, Dağa, Dinek, Aşıran, Ağın, Sarıkaya, Gödeste, Osmaniye, Akçaşehir, Kızıllar ve Ağın) olarak geçmektedir.

R. 1344/ M. 1928 yılında eski Türkçe alfabe ile yayınlanan “Son Teşkilat-ı Mülkiye’de Köylerimizin Adları” isimli kitapta Kızıllar; Konya Vilayeti, Karaman Kazası, İbrala Nahiyesi köyleri arasında zikredilmiş ve eski Türkçe harfler ile ” قزيالر”,Lâtin harfleriyle “Kizillar” şeklinde ifade edilmiştir.

Bu kitapta; İbrala Nahiyesi’ne bağlı köy sayısı 10 olarak geçmektedir (Üçbaş, Selerek, Dağa, Feyzürreşat, Kızıllar, Kızıllarağını, Kayaönü, Gödet, Gödetağını ve Gögeş).

15 Haziran 1989 tarihinde kabul edilen “3578 sayılı 4 il ve 5 ilçe Kurulması Hakkında Kanun” gereğince Karaman İli, Merkez İlçe, Yeşildere Bucağına bağlanmıştır (21 Haziran 1989 tarihli ve 20202 sayılı Resmî Gazete).

Ülkemizde Adıyaman Sincik’teki köy ile Samsun Vezirköprü ilçe merkezindeki mahallenin adı “Taşkale”dir.

Adana Kozan ilçe merkezindeki mahallenin; Bartın Ulus ve Burdur Çavdır’daki köylerin ve Kastamonu Devrekani Tekkekızıllar’daki bağlının adı “Kızıllar”dır.

Köy, 20 Mart 1967 tarihli ve 12556 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan kararla belediyelik olmuştur (Konya İli’nin Karaman İlçesi’ne bağlı Taşkale Köyü’nde belediye kurulması, Danıştay Genel Kurulu’nun 16/2/1967 gün ve 1967/64-63 sayılı kararı üzerine, 1580 sayılı Kanunun 7469 sayılı Kanunla değişik 7’nci maddesine göre uygun görülmüştür. 28/02/1967).

Eski belediye başkanları; Muhittin SUNAOĞLU (2009-2014), Hayrettin Ömer GÜNEŞ (2004-2009), Hasan Hüseyin YEŞİLDAL (1999-2004), Hayrettin Ömer GÜNEŞ (1994-1999), Hasan Hüseyin YEŞİLDAL (1982-1994), Kadir GÜLCAN (1980-1982), Naci DURAN (1977-1980), A. İzzet ERYİĞİTOĞLU (1973-1977), Naci DURAN (1968-1973) ve Osman YILMAZ’dır (1967-1968).

2007 yılı içerisinde Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) adrese dayalı yapmış olduğu nüfus sayım sonuçlarını açıklamış, 22.03.2008 tarihli ve 26824 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “5747 sayılı Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun”un Geçici 1’nci maddesinde TÜİK verilerinde nüfusu 2.000’in altında kalan ve 4 nolu cetvelde yazılı belediyelerin tüzel kişilikleri kaldırılarak, köye dönüştürülmüştür.

Danıştay 8’inci Daire Başkanlığı’nın almış olduğu 19.12.2008 gün ve E: 2008/4826, K: 2008/8384 sayılı kararı gereğince belediye başkanlığı tarafından TÜİK tarafından yapılan nüfus sayımına itiraz ve Konya İdari Mahkemesi’ne açılan dava ile bir kez daha belediyelerin tüzel kişiliğinin devam etmesinden dolayı Taşkale’de 28 Mart 2009 tarihinde belediye seçimleri son kez yapılmıştır.

Taşkale Belediyesi, 06/12/2012 tarihli ve 28489 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”la nüfusu 2.000’in altında kaldığından kapatılmıştır.

H. 1256/ M. 1840 yılı temettü’ât defterinde Kızıllar Köyü, 110 hânede 252 erkek olarak kayıtlıdır. Buna göre nüfusunun 504-660 olduğu tahmin edilmektedir.

Konya Vilâyeti Salnâmeleri’nde (il yıllığı); H. 1311/ M. 1893’de 1.051  ve H. 1320/M. 1902’de nüfusu 1.206 olarak tespit edilmiştir.

SAPANCALI, R. 1338/ M. 1922 yılında kaleme aldığı “Karaman Ahval-i İçtimâiyye Coğrafiyye ve Tarihiyyesi” isimli kitabında, Kızıllar’ın nüfusunu 170 hâne ve 1.051 olarak kaydetmiştir.

R. 1341/ M. 1925 yılında yapılacak olan mebus (milletvekili) seçimi için hazırlanan genel nüfus defterine göre 1.123’dür. 1950’de 1.825 olarak sayılmıştır.

1935’de 1.527, 1940’da 1.636, 1945’de 1.656, 1950’de 1.834, 1955’de 2.043, 1965’de 2.442, 1970’de 3,002, 1975’de 2.429, 1980’de 2.525, 1985’de 4.097, 1990’da 2.690 ve 2000’de ise 2.224 kişi olarak sayılmıştır.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından 2007 yılında geçilen Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi’ne (ADNKS) göre köyün nüfusu 952’dir.

2008’de 856, 2009’da 851, 2010’da 800, 2011’de 763, 2012’de 707, 2013’de 673, 2014’de 643, 2015’de 605 ve 2016’da 582 kişi olarak tespit edilmiştir.

Köyün afet bölgesinde olmasından dolayı -tâbiatın etkisiyle meydana gelen kaya komaları zaman zaman tehlikeli boyutlara ulaşmıştır- Karaman merkezde önce 43 evler, sonra 96 evler denilen evlere yerleştirilmişlerdir. Ayrıca Ayrancı karayolu üzerinde Üçtepeler mevkiinde devletçe afet evleri yapılmıştır  (Atatürk Mahallesi).

509 seçmeni olan Taşkale Köyü’nde 1 Kasım 2015 günü yapılan 26. Dönem Milletvekili Genel Seçimleri’nde 438 seçmen 1408 ve 1409 numaralı sandıklarda oy kullanmıştır. 417 oy geçerli sayılırken, 21 oy geçersiz sayılmıştır.

Taşkaleliler, 237 oyla en fazla CHP’yi tercih ettiler. AK Parti 121 oy alırken, MHP 35 oy aldı. HDP’ye ise oy çıkmadı.

16 Nisan 2017 tarihinde yapılan Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine geçişi öngören halk oylaması (referandum) sonuçlarına göre; Taşkale Köyü’nde %25,92 “evet” çıkarken, %74,08 oranında “hayır” çıkmıştır.

Köyün Muhtarı; Mustafa SOYYİĞİT’tir (irtibat numarası 0 533 512 66 66).

Köyün eski muhtarları; Mustafa KARAOĞLU (1989), İbrahim SARIBAŞ (1984-1989), Mehmet BALOĞLU (1979-1984), Abdullah YILMAZ (1977-1978), Mustafa ÇİFTÇİ (1973-1977), Durmuş Ali ŞEVİK (1968-1972), Hasan TOKER (1963), Mustafa UÇAR (1956-1960), İsmail BALOĞLU (1954-1956), Ahmet ARSLAN (1952), Mustafa ARICI (1950-1952), Ali TÜREDİ (1949), Hüseyin TAŞÇI (1947-1949) ve Ahmet SERİN’dir (1942).

Köydeki sülaleler; Abbannı, Altıparmaklı, Arifli, Avcılar, Borzanlı, Congullu, Ceranlar, Çandırlı, Çekçeli, Dıngıtlar, Dubaracı, Eceller, Fadimeli, Feritli, Gafarlı, Göbütlü, Himmetli, İbişli, İcili, İncili, Karalar, Kirtişli, Kistanlar, Kuşlar, Latifli, Mettirli, Pancarlı, Sümbüllü, Üğüllü ve Yaycılı’dır.

Köyün sülaleleri ve aldıkları soyadları; ? (Çeliktaş), ? (Yazçiçek), Abdülkadirliler (Elyiğit), Akhaliller (Cammaya), Akışlılar (Akkuş), Akkaralar (Ünlütük), Alimeliler (Bayraktar), Altıparmaklar (Şanlıtürk), Arifler (Çetin), Avanlılar (Tekin), Avcılılar (Güntürk),  Aynalılar (Aksoy), Bağşılılar (Gülten), Berberliler  Aydemir), Bıyıklılar (Türkoğlu), Bohrucular (Çetinkol), Borzanlılar (Sunaoğlu), Cavıklılar (Yaşar), Congullular (Yavuzaslanoğlu), Coruklular (Eroğlu), Cökeler (Gökyer), Cücüklüler (Aslandağ), Çanaklar  Çanakçı), Çandırlılar (Demircan), Çandırlılar (Yiğitoğlu),  Çaputlular (Akgül), Çekçeliler (Çekçeoğlu), Çenetliler (Karagöz), Çetinbaşlar (Çetinbaş), Çobanlılar (Yeşildağ), Çörüklüler (Büyükuğurlu), Çörüklüler (Erbay), Çumralılar (Bilekyiğit), Dalkıranlar (Er), Dartanlılar (Özcan), Datlılar (Görgün), Demirciler (Oğuzay), Dertliler (Şentürkoğlu),  Dılgırlılar (Akkol), Dıngıtlılar (Soyyiğitoğlu), Dösdösler  Erdinç), Dubaracılar (Sayalan), Duranlılar (Ceranoğlu), Eceller (Şahintürk), Ekerliler (Yıldızdal), Elifliler  Akdemir), Fadimaliler (Gökdal), Fadimeliler (Güneş), Fadimeliler (Yıldızbaş), Fakılılar (Yalçın), Foslaklılar (Karaca), Gadirliler (Soytürk), Gafarlılar (Aydın), Gambırlılar (Günçiçek), Garagödeliler  Tekinyer), Gaytazlılar (Özcanoğlu), Gazeller (Bayazıt), Gazlılar (Gökaltun), Gedikçavuşlar (Özütemiz), Gırlılar (Baycan), Göbütlüler (Gürkan), Gurular (Gökdemir), Gübüdüklüler (Gülçiçek),  Gücüklüler  Çörüklüler de denilmektedir, Altunbaş), Gürültülüler (Altunalan), Hacıömerler (Aytuğ), Hacısıkılar  Şık), Hamideliler (Aslantürk), Hatıplılar (Oğuz), Hekimliler (Hekimoğlu), Hıroğlanlar (Yalçınyiğit), Himmetliler (Akkaya), Hocalar (Kitapalan), Imışlılar (Günay), Işıllılar (Ayyayla), İbicenliler (Kayatürk), İbililer (Bozkurt), İbişliler (Dikmen), İbişliler (Soyfidan), İncililer (Atalay), İsmetçavuşlar (Gökçınar),  Kadıolanlar (Günel), Kalaycılar (Demirbilek), Karaböcüler (Kaymakçı), Karahasanlar (Günbilek), Karahasanlar (Küçüksümbül), Karalar (Karabaş), Kemikliler (Şimşek), Kepekçiler (Yıldırım), Kestililer  Aydınoğlu), Keşler (Ortauğurlu), Kilekileler (Gildanlar da denilmektedir, Mutlu), Kirtişliler (Aycan), Körahmetler (Gökkuş), Kuşlar (Gökbudak), Laslaslar (Ertürk), Makbullular (Fidanoğlu), Membililer  Doğan), Mettirliler (Eryiğit), Murtazlılar (Koçgürbüz), Mustalliler (Bozdağ), Pancarlılar (Pancar), Polatlar (Aydal), Polatlılar (Uğurarslan), Süllüler (Yücedağ), Sümbüllüler (Sümbüloğlu), Sümbüllüler  Yavuz), Süslüler (Koçyiğit), Şavkılılar (Tayyar), Şerifhocalar (Marulalıoğlu), Şerifhocalar (Marulalıoğlu), Şiller (Öztürk), Terzililer (Özdemir), Topalhocalar (Yılmaz), Topallar (Şentürk), Tozkaldıranlar (Aysan), Tozlar (Ayçiçek), Yaycılılar (Yazıcı), Yiğitler (Yavuzaslan), Yorgancılar (Öztüren) ve Zabitliler’dir (Algül).

Köydeki lakaplar; Acöldük, Adanalı, Almanyalı, Andıkdiş, Ankaralı, Atıcı, Atmaca, Ayak, Ayıcı, Aynalı, Avcı, Bağşı, Bohrucu, Balcı, Bekçi Macar, Berber sarı, Besmele, Billalı, Borzan, Bostani, Budala, Barnakçak, Cellat, Cici, Cicigızı, Cort, Cüllüoğlan, Cız, Çakır, Çolak, Çekçe, Çenet, Çullu, Çumralı, Dartan, Datlı, Değirmenci, Deli, Dertli, Dımılı, Dıngıt, Dingil, Ecel, Eker, Ekiz, Elliiki, Etçi, Fedayi, Forslu, Foslak, Galaycı, Gambır, Gara, Gazel, Gazi, Gır, Gıracı, Goca, Goca kafa, Golsuz, Göbüt, Güççük, Güççükgız, Gürültülü, Hademe, Hancı, Hapili, Hatip, Icık, Icılı, Işıl, İbiş, İcigara, İncili, İnneci, Kaçakçı, Kolçak, Karaböcü, Keçeci, Kel, Kel çoban, Kelikçi, Kem, Keş, Kistan, Kıroğlan, Konya hırsızı, Kör, Körçolak, Kördeli, Köse, Kuş, Lop, Latif, Marangoz, Maytap, Mercan, Metel, Mustalli, Onbaşı, Ovalı, Öküzcü, Naylon, Pala, Pancar, Pilot, Rafan, Sakallı, Sarıkafa, Sarıoğlan, Soytar, Seslenmez, Suvacı, Süllü, Süslü, Şahbaz, Şimbal, Tat, Tatoğlan, Tasfes, Tebelleş, Terzi, Teyek, Tıpır, Tombul, Topal, Topuz, Ufak, Ümük, Üşümez, Yan, Yarıkkafa, Yelli, Yiğit ve Zopalı’dır.

Köyün geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Karstik ve killi olan arazinin %20’ye yakın kısmı tarıma elverişlidir. Köyde karasal iklim hâkim olup, bitki örtüsü bozkır (step) bitkilerinden müteşekkildir. Yazları sıcak ve kurak, kışları sert ve soğuk geçmektedir. Yıllık sıcaklık ortalaması 10 0C -30 0C arasında değişmektedir.

Köyün çevresinde yer alan düz arazilerde ziraî faaliyette bulunulmaktadır. Buğday başta olmak üzere arpa, nohut, ceviz, elma, kavak, yonca, dane mısır, sarımsak ve yulaf yetiştirilmektedir. 1.247 dekar alan nadasa bırakılmaktadır.

Köy, 2083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu gereğinde 07.11.2012 tarihinde uygulama alanı ilân edilmiş olup, 282.352 dekar alanda toplulaştırma çalışmaları devam etmektedir.

Köyde arazi kadastrosu 24.05.1991 yılında kesinleşmiş olup, orman kadastrosu da 13.06.1991 tarihinde ilân edilmiştir. Köyün 4.647,4095 hektar orman varlığı bulunmaktadır. 2/B kapsamına giren yer bulunmamaktadır. Orman ağaçları meşe, ardıç ve koruluklardan oluşmaktadır.

Köyde 136 adet büyükbaş ve 13.030 adet küçükbaş hayvan varlığı bulunmaktadır.

Köyün Kızıllarağini ile birlikte kurulan tarımsal kalkınma kooperatifi, tasfiye hâlindedir.

Köyün mevkiileri; Öğütcük, Ağnakyurt, Ağzen, Akçaöz, Akkaya, Akpınar, Alpınınören, Arapyeri, Arıktepesi, Aşırova, Aydoğmuş, Bayramoğludamı, Belediye  civarı, Bellekli, Beşardıç, Bulak, Burunönü, Büyükyer, Cızdar, Çakmak, Çalıpınar, Çamurluk, Çardakderesi, Çay, Çelebiyeri, Çıbukluin, Çileliağıl, Çomaklının Çeşmesi, Değirmentaşı, Eğriceöz, Ekinkolu, Erikli, Eriklieser, Gedik, Göcük, Gökcepınar, Gözzek, Gücük, Gümüşçakı, Gürlek, Havutönü, Hoyukluağıl, Işıklar, Kağnısırtı, Kanal, Karabent, Karacakuz, Karacayer, Karagöz, Karakaya Deresi, Karakuz, Karanıca, Kayalıpınar, Kepenbaşı, Kızıl, Kızılburun, Kızılcaovacık, Kızılyar, Kilikbeleni, Kitabalan, Kocayer, Kovalı, Koyiçi, Körkuyu, Köycivarı, Köyiçi, Kumbucağı, Kuyulu Kavak, Kuzkaya, Küllü, Küllükbeleni, Manazan, Maşatardı, Maşatarkası, Miske, Orhankoyağı, Ortamahalle, Öküzarası, Öküzini, Öztepeler, Polatyeri, Purçu, Sayharman, Sınıryeri, Sırım, Söğütcük, Süle, Taşkale, Taşlık, Tepecik, Ulukavak, Urumova, Üçtepeler, Yarmasa, Yassıçayır, Yassıpara ve Zanzana’dır.

Köyün “otantik kent” sloganıyla turizme açılma çabaları 1980’li yıllarda hız kazanmıştır. Tarih ile tabiatın kaynaştığı, değişmeyen kültürel özellikleri, otantik yapısı ve yaşatılan güzellikleri ile turizm ve cazibe merkezlerinden birisi olan Taşkale, Karaman’ın turistik yerleşim (destinasyon) merkezi olmasının yanı sıra folklor, sağlık, inanç, dağ, mağara ve yayla turizmi ile büyük bir potansiyeli bünyesinde barındırmaktadır.

Mülga Turizm Bakanlığı 13.04.2000 tarihli ve 70/205-1456-10418 sayılı yazılarıyla Taşkale’yi “Turistik Yönden Önem Arz Eden Beldeler” kapsamına almıştır. 2009 yılında Türkiye Turizm Portalı’na “turizm merkezi” olarak dâhil edilmiştir.

20.04.2011 tarihinde “turizm beldesi” olarak kabul edilmiş ve yatırımcılara teşvik imkânı tanınmıştır. Bu kapsamda konaklamaya alternatif çözüm olarak ev pansiyonculuğu için teşvik çalışmaları yapılmakta olup, çadır ve kamping olarak Gürlük Pınarı ve Gürlük Şelalesi hizmete açılmıştır. Antalya ve Kapadokya bölgesini ziyaret eden yerli ve yabancı turist turları günübirlik olarak köyü gezmektedir.

Belediye Başkanı Muhittin SUNAOĞLU da 2012 yılında ise beldenin “turizm merkezi veya kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgesi” ilân edilmesi ile ilgili yoğun çalışmalarda bulunmuştur.

Belediye Başkanı Hasan Hüseyin YEŞİLDAL (1941-2009); ATATÜRK ile ilgili olarak, “ATATÜRK’ün ata yurdu Kızıllar/ Taşkale’dir” sloganı ile kapsamlı faaliyet yürütmüştür.

ATATÜRK’e ait çiftlik, 1936 yılında düzenlenen Tapu defterinde 1017 sıra numarası ile “Reis-i Cumhur Kemal ATATÜRK hazretlerine” şeklinde kayıt düşülmüştür. Bugün idarî olarak Küçük Koraş’ın sınırlarında bulunan ve anayola 5,1 km uzaklıkta bulunan 100 hektarlık bu Sarıtay Çiftliği’ne bir yol açılması için YEŞİLTAŞ’ın yoğun mesaisi olmuştur.

ATATÜRK’ün baba soyunun Karaman’dan Makedonya’ya göç ettirilen Kızıl Oğuz Yörüklerinden/ Türkmenleri’nden ve anne soyunun da Konya Karaman yöresinden dolayı “Konyarlar” olarak anılan Yörük/ Türkmenler’den olduğu değerlendirmesi yapılmaktadır.

Köyün geleneksel mimarî özelliği taşıyan evlerinde; toprakla birlikte taş ve ahşap malzeme bol miktarda ve birlikte kullanılmıştır. Bu malzemeler taşıyıcı, bağlayıcı ve süsleyici unsur olarak gerektiği yerde dengeli bir şekilde görülmektedir. Cephe güneye yöneliktir. Bütün giriş, çıkış ve ışıklık gibi birimleri ön cephede toplanmıştır. Yapı, toprak dam örtülüdür. Bazen sokaklardan evlerin damına geçilmektedir.

Taş Câmii; Taşmescit, Mağara Mescid adlarıyla da anılmakta olup, doğal tahıl ambarlarındaki en dikkat çekici yapılardan biridir. Tamamen yekpare kaya oyma bir yapı olup, KONYALI, mabedin erken Hristiyanlık dönemi bir kiliseden ya da mezarlıktan bozma olduğu ileri sürmüştür.

Yapılış tarihine ilişkin herhangi bir bilgi bulunmaya yapıya, sonradan ilave edilen demir parmaklıklı merdivenler ile çıkılmaktadır. Taşa oyulmuş bir mihrabı ve dışarıya bakan üç penceresi olan yapı, iki katlıdır ve içeriden merdivenlidir. Bu yapı, Taş Câmii ve âmii isimleriyle de anılmaktadır. Câmii 1955 ve 1987 yıllarında tamir ve tadilât geçirmiştir.

Orta Câmii; köyün eski câmiilerinden olup, plân-şema olarak dikdörtgen enine (küfe tipi) sahınlı, kesme taştan, kırma çatı örtülü olup, üst örtüsü galvaniz kaplamadır. Kemerli kapısının bir doğuya biri batıya açılmaktadır. Mihrabı taştır. Mabed, KONYALI’nın tespitine göre Karamanoğulları devri eseridir.

Kasım Mescidi; mabedin ilk adı Darendeli Mescidi’dir. XVIII. yüzyılda yaşadığı belirtilen Hoduloğlu’nun yaptırdığı tamirattan sonra Hoduloğlu Câmii olarak anılmaya başlamıştır. 1952 yılında tamir edilmiş olup, orijinal özelliğini tamamen kaybetmiştir.

Aliağa Mescidi; merkezi plânlı, kırma çatı örtülü, özentisiz, basit ve sade cepheli bir câmidir. Yapı ve malzeme olarak yeni olup, harimdeki Raşid Usta’ya ait hat ve kalem işi süslemeleri zaviyesinden önem arz etmektedir.

Köyün köprüleri; Akköprü, Kısıkköprü, Gedikköprü ve Ortaköprü’dür.

Ortaköprü; 7 m yükseklikte, 25 m uzunluğunda ve 3,80 m genişliğinde yuvarlak tek kemer gözlü köprüdür. Kemer açıklığı 4.80 m’dir. Düzgün kesme taştan yapılmış, abidevî bir köprüdür. Gayri Müslim ustalarca inşasına başlandığı, İstiklâl Harbi nedeniyle yarım kalan köprünün Türk ustalar tarafından tamamlandığı belirtilmektedir.

Köyün çeşmeleri; Kayadibi Çeşmesi, Orta Çeşme, Değirmen Çeşmesi ve Hoduloğlu Çeşmesi’dir.

Köyün eski ve karşı yakada olmak üzere 2 adet mezarlığı bulunmaktadır. Köyde taş dikme geleneği çok eskilere inmemektedir.

Köy çevresinde andezit, bazalt ve tüflerden meydana gelmiş volkanik formasyonlar yer almaktadır. Yeşildere ve Taşkale arasındaki volkanik formasyonlar kalın örtü tabakaları hâlinde yatay bir şekillenme göstermektedir. Bu tabakaların plato sahası üzerindeki aşınım sathını maskelemiş olması, buradaki volkanizmanın oldukça yeni olduğuna işaret etmektedir.

İbrala Deresi; köyün doğusundaki Meyir Dağı’ndan kaynaklarını almaktadır. Köy çevresinde yer yer kanyon vadilerden geçerek Karaman Ovası’na ulaşmaktadır. ortalama debisi 826 lt/sn. civarındadır.

Köyün jeolojik yapısı; denizel miyosen kireç taşlarından meydana gelmiş olup, dere yatağında ise kuvaterver alüvyon mevcuttur. Karslaşmaya uygun bu kireç taşlarının altında geçirimsiz marn ve killi kum taşları oluşmuştur.

Köyde, MTA Enstitüsü Karaman İli Maden Haritası’na (2006) göre; Mangenez ve mermer yatakları bulunmaktadır.

Köyün Kumluk Dağı çevresinde demir madenine ait cüruflara rastlanmıştır (BAHAR 2008, s. 242).

Köyde, ilkokul 1928, ortaokul 1972 ve lise 1983 yılında öğrenime açılmıştır. Eğitim ve öğretime ilgi oldukça fazladır.

Bugün köyün çocukları Sudurağı Karamanbey İlkokulu ve Ortaokulu’na taşınmaktadır.

Köy nüfusuna kayıtlı Piyade Çavuş Umut ÜNLÜTÜRK (20.8.1974-21.6.1995), Hakkari-Çukurca-Pirinçeken mevkiinde bölücü hainlerle girilen çatışmada şehit olmuştur.

GÜLCAN, köyün kadınlarının geleneksel giyimini “kendi el tezgâhlarında dokudukları siyah renk yün kumaştan hazırlanma gayet geniş şalvar giyerler. Bu şalvarların paçaları büzgülüdür. Bellerine de yine kendi dokumaları kırmızı renk yün kuşak kuşanırlar. Bu kuşakları da enlice sararlar ve büyüktür. Başlarına da takke ve fesleri üzerine, kendi düzenlerinde oyalı yaşmak veya grep sararlar. Bu başlık da büyük bir hotoz oluşumundadır. Bu kalafatlı hotoz üzerinde de bellerine kadar inen, dörtgen ve yünden dokunma siyah poşu denilen örtü örterler. Bu giysileri senenin 12 ayında aynı düzende giyinirler. ” şeklinde tarif etmektedir.

KONYALI, 8 Ağustos 1965 günü gölgede hararetin 35 dereceyi aştığı zaman köyden geçmiş, Kızıllarlı kadınların tarlada bu kıyafetlerle çalıştıklarını, bineklerine böyle bindiklerini, aynı kıyafetle çobanlık yaptıklarını ve sokaklarında böyle gezdiklerini kaydetmiştir.

KONYALI, “Eşim Şefika KOYALI, ısrar etmiş, başlarını açtıramamış. Biz külâhımızı göstermeyiz! demişler.” demektedir.

Karaman’ın yakın tarihteki kültürü ve geleneklerini araştıran ve bunu kitabında yayınlayan Ahmet Talat DURU, Kızıllar, Kızıllarağini ve Koraş köylerinin giyiminin Karaman civarında olmadığını gibi Türkiye’nin hiç bir yerinde de örneğinin görülmediğini kaydetmektedir.

Peynir imâlatı için bir müddet köyde kalan DURU, “Bu giyimlerini çok severdim. Gelen köylülere kadınların hâlâ galak giyip, giymediklerini sorduğumda kıyafetlerini tamamen değiştirdiklerini öğrenince çok üzüldüm. Yazık çok yazık, Türk kültürünü devam ettirmeye ayıp ve sakıncalı gözle baktığımızda bu değerin yaşamasına imkân yok.” şeklinde üzüntüsünü ifade etmiştir.

Kızıllar halısı kendine özgü, geleneksel motifleriyle dikkati çekmektedir. Halılarda kullanılan geleneksel motiflerden bazıları; bıçak ucu, embel (amber), akıtma, zavrak, ayna lale, çevrim, tarak, Konya çiçeği, Rodos zambağı, böğrek, rozet, eli belinde, palmet, dalda bir, gül ayak, sekiz köşe yıldız, çengel, ibrik, lamba, karanfil, haşhaş-nar, kulak su, buturak su, su yolu, kırpık su, üzüm su, Fatma Hanım suyu, çöp su, gül su, topal su (armut çiçeği), dal su, yanak su, at göyneği su, Ladik su ve müdür suyu’dur.

Gürlük (Gürlevik) Pınarı, köyün güneybatısında tabiî güzelliği ve suyu ile meşhur önemli bir mesire yeridir. 1990 yılında Alman Jeolog F. J. KRİEG tarafından kaynak suyunun geldiği yerde mağara araştırması yapılmıştır. Aynı yerde Çekoslovak ve Hollandalı ekiplerce de bazı araştırmalar yapılmıştır.

Mesire yerinin hava akımının çok serin ve oksijen yönünden çok zengin olması nedeniyle tansiyon hastalıklarında tedavi edici özelliği olabileceği görüşü üzerinde ittifak edilmiştir. Teraslama ve düzenlemelerle çadır turizmi ve kampinge uygun hâle getirilen sosyal tesisi bulunmaktadır. Mesire yerini 100 m aşağısında kaynak suyunun yatağında oluşan Gürlük Şelalesi, yöreye ayrı bir güzellik vermektedir.

Bir reklâm filminde kullandığı mekânı unutmayan ünlü Yönetmen Abdullah OĞUZ, 10 yıl sonra “Mutluluk” adlı filmini köyde çekmiştir.

BİBLİYOGRAFYA:

387 Numaralı Muhâsebe-i Vilâyet-i Karaman ve Rûm Defteri (H. 937/ M. 1530), Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı Arşiv Daire Başkanlığı Yayınları (Dizin ve Tıpkıbasım), Ankara 1996, s. 1-52; Faruk Sümer, Oğuzlar (Türkmenler) Tarihleri-Boy Teşkilatı-Destanları, Ankara 1967, s. 60; Son Teşkilat-ı Mülkiye’de Köylerimizin Adları, Dahiliye Vekaleti, İstanbul 1928, s. 854; İbrahim Hakkı Konyalı, Âbideleriyle ve Kitâbeleriyle Karaman Tarihi, Ermenek ve Mut Âbideleri, İstanbul 1967, s. 660-662; Osman Gümüşçü, XVI. Larende (Karaman) Kazasında Yerleşme ve Nüfus, Ankara 2001, s. 35, 111; Ali Güler, Karamanlı Sarı Paşa, Ankara 2008, s. 55-57; Mehmet Kurt, Karaman (Laranda) Çevresindeki Kaya Yerleşimleri, Konya 2012, s. 69, 71; Tahsin Tapur, Karaman Şehir Coğrafyası, Konya 2009, s. 20, 26, 34, 53, 131, 133, 165; Nurettin Özkan, Karaman Taşkale’de Geleneksel Mimari, Karaman Tarihi ve Kültürü, İstanbul 2005, c. 5, s. 313, 315, 323, 328, 337, 339, 340-344; Nazmi SELCEN, Türkiye’nin Sıhhi-i İçtimai Coğrafyası Konya Vilâyeti, Yayına hazırlayan: Mehmet Karayaman, Konya 2009, s. 80; Ahmet Cengiz, Karaman Tarihi (XVIII. Yüzyıl), Konya 2014, s. 123, 128, 174, 233, 303; Cengiz Topal, Karaman Kültür Envanteri, Karaman 2007, s. 71, 95, 97, 101, 108, 109, 115, 116, 117, 175, 229; Mehmet Kurt, Antik Çağda Karaman (Laranda) ve Yakın Çevresi (Tarihî Coğrafya-Yerleşimler-Kalıntılar-Buluntular), Konya 2011,  s. 26, 27, 121, 122; Ahmet Ünal, Hititler Devrinde Anadolu, İstanbul 2002; s. 196; Abdullah Uysal, Necati Alodalı, Musa Demirci, Dünü, Bugünüyle Karaman Kültür-Tarih-Coğrafya, Konya 1992, s. 182; Ahmet Talat Duru, Karaman’ın Yakın Tarihteki Kültürü ve Gelenekleri, Konya 1999, s. 37; Mehmet Kurt, Eskiçağda Karaman, Ankara 2007, s. 97; Durmuş Ali Gülcan, Karaman Mahalle, Kasaba ve Köyleri Tarihçesi, Karaman 1989, s. 308-321;  Musa Şaşmaz, Türkiye’nin İdari Taksimatı (1920-2013), Ankara 2014, c.8, 322; age c. 10, s. 178; Doğan Koçer, Karaman Temettü’ât Defterleri, Karaman 2007, c. 1, s. 55-58, 231, 237; Cengiz Topal, Karaman Kültür Envanteri, Karaman 2007, s. 97; Karaman Şehit Aileleri Derneği, Karaman Şehitleri Albümü, Karaman 2006, s. 26; http://bucivar.com/karaman/merkez/taskale erişim tarihi: 27.08.2016; sonuc.ysk.gov.tr/module/ssps.jsf erişim tarihi: 07.02.2016; biruni.tuik.gov.tr/medas/?kn=95&locale=tr erişim tarihi: 05.02.2016; karaman.gov.tr/il-mahalli-idareler-mudurlugu erişim tarihi: 19.02.2016; http://www.gokaraman.gov.tr/index.php?lang=tr&Itemid=375erişim tarihi: 28.11.2016.

Uğur ERKAN.( ugur-erkan.com)